“Olduğu Gibi”, günümüzün kalıplar içinde sıkışan insanına bir davet: özüne dön, kendinle yüzleş. Kim olduğunu unutup kimolmalıya yönelen, kusurlarını törpüleyen, duygularını bastıraninsan; anlam arayışıyla çırpınıyor. Oysa öz, tüm karmaşası,kırılganlığı ve güzelliğiyle orada, sadece kucaklanmayıbekliyor. Belki de denge, mükemmellikte değil, kabulüncesaretindedir. “Olduğu Gibi”, süzülmemiş hikâyelerin,parlatılmamış gerçeklerin ve özür dilemeyen kimlikleringücünü kutlar. Mükemmel görünme, uyum sağlama ya da rolyapma baskısına karşı durur; kırılganlığı bir güç, farklılığı birgüzellik, kusurları ise bir derinlik olarak görür. Ve sorar:“Neden kusursuzlukla örtülen bir dünyada en sahici şeylereksik kalıyor ? ” Bilir ki: Bazen en radikal eylem, hiçbir şeyeklemeden, yargılamadan, sadece olduğu gibi durabilmektir.“Olduğu Gibi” demek, hem bir yüzleşme hem bir özgürleşmehâlidir. En büyük cesaret; insanın kendisiyle ve dünyayla olduğu gibi kalabildiği anlarda başlar.
BİLET AL